ŞİMDİ SAPAN FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARIN ELİNDE

Yine o vahim manzaralar, yine o katil devlet… Bir lokma ekmeğe acıkmış çocuklar, öte yandan çocuk kanına acıkmış bir devlet: israil… Yıkılmış duvarlar, sadece Filistinlinin yıkılan umutlarını yansıtmıyor, benim kalbimin tuz-buz oluşunu da bir çığlık gibi ilan ediyor aynı zamanda. Dün, Lübnan’ı kana buladıklarında, kırılan cam gibi dağılan kalbim, yine paramparçadır. Kendi Tanrı’larının bile lanetlediği bu halk için, kendi kitaplarını eksen alarak, dün yazdıklarım, hala sıcaklığını korumaktadır. Onların aşırılıkları yanında, benim aşırı sayılabilecek birkaç ifademin lafı bile olmaz sanırım……Kitab-ı Mukaddes’in hani nerdeyse her sayfasında Yehova, onların utanmazlıklarını ve aymazlıklarını vurup duruyor yüzlerine: “kötülük etmekte fazlaca hünerli, fakat iyilik etmede fazlaca cahil bir halk…” olan Yahudiler için “Utancınızla yatın ve rüsvalığınız size örtü olsun” deniyor. Deniyor da olan ne?.. Utanmazlığı yaşam tarzı haline getiren bir kavimden utanmasını beklemek, Habeş’in kendi derisini yahut kaplanın kendi beneklerini değiştirmesini beklemek kadar anlamsız değil de nedir?Fakat elbette yaptıkları zulüm yanlarına kâr kalmayacaktır. “… Yolu doğru olanları boğazlamak için, kötüler kılıç çekip yaylarını kurdular. Onların kılıcı kendi yüreklerine girecek ve yayları kırılacaktır.” Çünkü “Rabb, yüreği kırık olanlara yakındır, ve ruhu ezilmiş olanları kurtarır.” Kendi tarihlerine bile bakıp ders almaktan acizler. Kendilerine zulmeden Firavun’dan, Hitler’den ne kaldı geriye… Şimdi tarih kitabını okurken bu isimlerin yazılı olduğu sayfalara geldiğimizde en azından midemiz bulanmıyor mu? Peki, İsrail’in adı nereye yazılacaktır? Her zaman altın harflerle yazılmıyor bu kitaba isimler… Evet, kendi tarihlerine bile bakıp ders almaktan acizler… Secde etmek için oyma putlar mı yapmadılar… Hile mi katmadılar takdimelerine… Musa’ya mı ihanet etmediler, Davut’a mı?.. Hangi peygamberlerini sayayım daha: İtilmişleri mi, kovulmuşları mı, kör testerelerle boyunları vurulmuşları mı?.. İşte bu soylu (!) kavmin, soylu (!) geleneklerinin ritüellerindendir su yerine kan içmek. Hele Filistinli veya Lübnanlı bir çocuğun kanıysa, değmeğin keyiflerine… Ama Tanrı’nın kılıcı onları bitirinceye kadar artlarından gönderilmiştir. Çünkü her yüksek tepenin üzerinde ve yeşil ağacın altında yaptıkları fahişelikten dolayı Tanrı’nın canı onlardan öç almak isteyecektir. Biz sadece bu öcü bizim elimizle alsın diye dua etmekteyiz. Tarih sayfalarına gömülme vaktiniz yaklaştı. Hem de kendi ellerinizle günbegün siz yaklaştırdınız. O halde ey İsrail kadınları figanı öğretin kızlarınıza; mersiyeleri de komşularınıza. Çünkü meydanlardan yiğitlerinizi kesip atmak için ölüm, pencerelerinize tırmanmaya başladı. İsterseniz o çok güvendiğiniz sermayenizle gidin kendinize ağlayıcı kadınlar tutun. Paranız kadar ağlamaya başlasınlar sizin için… Size söz verilmiştir: Ardına saklanacak bir ağacınız bile olmayacak. Ey İsrail, ey fırtınalı günler, rüzgarın savurduğu küller ey! Ey hisar içinde güvenle oturduğunu sanan, Bohçanı yerden topla: Silahlarını: Füzelerini, roketlerini ve katılaşmış kalbini. “Çünkü Rabb şöyle diyor: İşte, bu sefer memlekette oturanları sapanla atayım, ve onları sıkıntıya koyayım da duysunlar”ŞİMDİ SAPAN FİLİSTİNLİ ÇOCUKLARIN ELİNDE.

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın