Amin buyur Sultanım

Ömrümün her gününü, ömrümün her saatini, ömrümün her saniyesini seni düşünerek, seni hatırlayarak, seni anarak yaşamak isterdim. Bayramları, kandilleri, cumaları, pazartesileri bahane edip, hicrî takvimde, miladî takvimde ve bildiğim bütün takvimlerde kutlu doğumunu kutlamak, âlemi şereflendirişinin hatırına şenlenmek, neşelenmek isterdim.

Sevginle dolup taşmak, aşkınla yanıp tutuşmak, iştiyakınla coşmak isterdim. Ağlaya sızlaya eşiğine yüzler sürmek, hıçkırıklarla kapında sürünmek, ayaklarına kapanmak isterdim. Dizinin dibinde oturmak, oradan hiç ayrılmamak isterdim. Hiç olmazsa rüyada olsun gül cemalini bir kerecik görmek, mübarek avuçlarının içini öpüp koklamak isterdim.

Sultanım! Seni anlamayan yürekler, seni anlatmayan diller, seni duymayan kulaklar, sana uğramayan ayaklar murdardır, uğursuzdur…

Sana gitmeyen yollar batıldır, bataklıktır…

Seni sevmeyenler nasipsiz, seni unutanlar gafildir.

Gönüller sana doymamışsa, âlemler karanlık, dünya karanlık, ahiret karanlıktır.

Akıl sana götürmüyorsa, mantık seninle işlemiyorsa, gönül ilhamını senden almıyorsa haindir, aldatıcıdır.

Sana ulaşmayan düşünce, sana ulaştırmayan fikir yerin dibine batsın! Seni öğretmeyen tahsil, seni okutmayan okul, seni tanıtmayan öğretmen cehennemde yansın! Senin hikmetinden nasibi olmayan ideololojiler, izmler, felsefeler kahrolsun. Neslimizi senden mahrum bırakanlar, seni ondan saklayanlar, batıl fikirlerle gençliği uyuşturanlar iflah olmayacaksa yok olsun!

Sultanım! Bu dünyada sensizlikten daha büyük bir acı olamaz. Seni bilememekten daha büyük bir felaket, seni tanıyamamaktan daha büyük bir bahtsızlık yok! Biz bugün fert ve toplum olarak sana olan uzaklığımızın faturasını ödemekteyiz. Bütün bu acılarımızın ve sıkıntılarımızın ana sebebi seni hayatımızın merkezine koyamamamız ve her daim ümmetinin başında olduğunu unutmamızdır. Katliamların, savaşların, cinayetlerin asıl sebebi budur.

Sultanım! Sen evimize gelmeyince huzur ve mutluluk hanemize uğramaz oldu. Sen soframıza oturmayınca bereket yemeklerimizi terk edip gitti. Sünneti
nden uzaklaştığımız için kolaylıklar yerini zorluklara bıraktı. Bunalımlar, sıkıntılar hep birbirini kovaladı.

Allah’a isyan kokan bu şehir bize yaramadı. Bu ruhsuz taş binalar, bu edepsiz sokaklar, tıklım tıkış otobüsler, şeytan panayırı çarşı ve pazarlar bizi senden uzaklaştırdı. Biz artık içerisinde güllerin yetiştiği, meleklerin uçuştuğu, evliyaların gezindiği, huzur kokan bahçeleri istiyoruz. Biz bu bataklıktan usandık ve bin kere “illallah” dedik.

Artık bu vakitten sonra bize hesap kitap devri kapandı. Fitneli zamanın, ahir zamanın tam ortasındayız. Bu zamanda Rabb’imiz isteyene dünyayı versin ama bu duaya amin diyenlere de sana adanmış bir ömür nasip eylesin. Ki senin için bir ömür değil neyimiz varsa feda olsun.

“Ey Rabbimiz biz bu zamanın garipleriyiz, çünkü biz âlemlere rahmet olarak gönderdiğin habibin Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellem’e görmeden iman edenlerdeniz. Bizim ömrümüzü al ve ona adanmış bir ömür eyle. Bizi de bu duadan döndürtme.”

Sultanım! “Es selamu aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllahi ve berekatüh” sırrınca bu duamıza amin buyur ki; hem bu dünyada hem öteki alemde senden ayrı düşenlerden olmayalım.

Amin buyur ki; hüsranda olanlardan olmayalım.

Amin buyur ki; mahşer günü başımızı taştan taşa vurmayalım.

Amin buyur ki; o gün gül cemalinden mahrum kalmayalım.

Amin buyur ki; huzurda utançla boynumuzu bükmeyelim.

Amin buyur ki; sana gelelim.

Amin buyur ki; aşıkların teselli bulsun.

Amin buyur ki; duamız kabul olsun.

Aydın Başar

araştırmacı yazar

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın