Mizraksız İlmihal’den Notlarım

“Evet, senin için ağlarım Nurhan. Senin için dua ederim, ikimiz için. Bir kızın yüreği hangi dilden konuşur, bilmiyorum. Ama benimle konuşmaya çalış benimle. Bizleri farklı ve bir yaratan Allah, anlaşılır da kılacaktır elbette. Varlığımın her zerresiyle dinlerim seni, konuş! Düşlerini anlat bana. Düşleri gördüren Allah. Hem biz konuşuruz zaten… Kelimesiz, harfsiz bir dilin aramıza çiçekler serpiştirdiğini duymuyor musun Nurhan?
Ben de dirsek çürüttüm, ben de yutkundum; ben çok yutkundum Nurhan, ama hiç yalan söylemedim. En azından son sekiz yıldır, polisler ve üzülmesinler diye aileme söylediklerim dışında hiç kimseye yalan söylemedim. Hele sana! Pırıltıları ruhuma yıldızlar serpiştiren gözlerine bakarak nasıl yalan söyleye bilirim ben?
Ben dağlarda büyüdüm, ağaç diplerinde düşündüm çocukken. Yuva yapan kuşlar gördüm Nurhan. Yapabilirsin ki seni kadın olarak yaratmış Allah…

Seni tarif edemiyorum Nurhan! Sen beni tarif ediyorsun… Belki de kalu bela’dan beri tanışıyoruz biz ruhlarımız tanışıyor…
Ben çiçekçi dükkânlarından çiçek alamam. Sana çocukluğumun geçtiği dağlardan toplamak isterim çiçekleri. Ama bunları söze dökemem, dökemem dökemedim, dökemiyorum… Ama inan bana sen; ana dilimde; uğrunda Bağdat halifesi ile tek başına savaşılan destandaki kadınsın…
Ama biz savaşmak zorundayız Nurhan! Yaratılışımız bize yüklediği anlamlardan biri bu! Kötülükle, yanlışlıkla, zulümle, insanlarla hakikatin arasına giren her şeyle savaşmak zorundayız. Hayatsa ölümle bitmiyor; biliyorsun

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın