Açık Hapishane Filistin

ÖLÜRKEN ORADA OLMAK
Yahudiler için Süleyman Mabedi’nin bulunduğu Kudüs bir ukdedir. Anavatan olarak gördükleri bu topraklara kavuşmak ve orada ölmek her Yahudinin hayalidir. Binlerce Filistinli bu yüzden ölür.

ABDÜLHAMİD TAHTINDAN OLDU

II. Abdülhamid Han, 150 milyon İngiliz altını teklifini reddedince İttihat ve Terakki, Yahudilerin güdümünde bir politika izlemeye başladı. Hem Filistin elden gitti hem de Sultan tahtından oldu.

SUNUŞ

Filistin ve İsrail… son yüzyıla damgasını vuran iki kelime. İnternetten herhangi bir arama motoruna “Palestin and İsrael” yazmayı hiç denediniz mi? Bol sıfırlı milyonların bu iki kelimeye odaklandığını göreceksiniz. Hatta İspanya’daki soykırımlardan kaçıp Osmanlı’ya sığınan, Hitler’in elinden zor kurtulan bir milletin geçmişten, “bu yaşadıklarımız bir başkasına nasıl yapılır?” şeklinde dersler çıkardığına şahit olacaksınız. Üstelik de üç din için de kutsal sayılan bir mekânda… Dahası İslam’ın ilk kıblesi ve miracın mekânı kutsal Mescid-i Aksa’nın etrafında hem de ona zarar vererek. Bir zamanlar 10 bin nüfus olarak yaşadıkları topraklarda bugün sayıları 7 milyonu bulan Yahudilerin ambargo ve soykırım tehdidiyle vatanlarından ettikleri her üç Filistinliden ikisi ise mülteci durumunda. Merhametin nasıl merhametsizliğe dönüştüğünün en açık örneğini sergileyen Yahudilerin, kutsal topraklar üzerindeki emellerini uzmanlarının ağzından okuyacaksınız. O.S.




BÜTÜN DAVA Mescid-i Aksa

> Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Tarihçi Yazar Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci tarih boyunca bütün hesapların Mescid-i Aksa’yı ele geçirme üzerine yapıldığını söylüyor. Ekinci, “Hazret-i Davud ‘un vefatından sonra yerine geçen oğlu Hazret-i Süleyman, Finikeli mimarlara Mescid-i Aksa’yı inşa ettirdi. Hazreti Süleyman, İçinde Tevrat, On Emir ve diğer emanetler bulunan mukaddes sandığı (Tabut-u Sekine) mabedin özel bir odasına koydurttu. Hazret-i Süleyman binalar, saraylar, bahçeler, havuzlar yaptırarak Kudüs’ü de imar etti. Hazreti Ömer zamanında Filistin Müslümanların hakimiyetine geçti. Yerli Filistin halkı İslamiyetle şereflendi, Hıristiyan Araplar da Müslüman oldu. Müslümanlar güçlenince Yahudileri tehdit olarak görmediler, dönüşülerine izin verdiler. O zaman sadece hahamlar İbranice biliyordu. Hepsi zamanla bulundukları yerlerin kültürlerini benimsedi. Çoğu ana dillerini unuttu” diyor.

TALMUD’UN MİRASI: YAHUDİLİK

İsrail Oğulları’nın Hazret-i Süleyman’ın vefatından sonra iki devlete bölündüğünü anlatan Prof. Dr. Ekinci “On kabile İsrail, diğer ikisi Yahuda devletini kurdu. İsrail devleti M.Ö. 721’de Asurlular, Yahuda devleti de M.Ö 586’da Babilliler tarafından yıkıldı. 587 senesinde Asurlu hükümdarı Buhtunnasar Kudüs’ü yakıp yıktı. Yahudilerin çoğunu öldürdü, kalanlarını da, Babil’e sürdü. Bu karışıklıkta Tevrat nüshaları ortadan kayboldu. Hazret-i Uzeyr’den başka kimsenin ezberinde değildi. Yahudi alimleri, hatırlarında kalan ayetleri yazarak, yeni bir Tevrat oluşturdu. Yahudi dininde bir de, Hazret-i Musa’nın emirlerinin toplandığı ‘Talmud’ adlı sözlü kaynak vardı. Yahuda adlı bir haham bunu yıllar sonra kitaplaştırdı. İran hükümdarı Şireveyh, Asurluları yenince, M.Ö. 539 yılında Yahudilerin tekrar Kudüs’e dönmelerine izin verdi. Yahudiler, M.Ö. 520’den sonra Mescid-i Aksa’yı yeniden tamir ettiler” diye konuştu.

MABED YİNE YANIYOR

Ekinci, Mescid-i Aksa’nın tekrar yakılışını üzülerek aktarıyor: “Yahudiler Roma hakimiyetine baş kaldırınca, Romalı kumandan Titus, Miladın 66. yılında Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı yakıp yıktı. Sadece ‘Ağlama Duvarı’ diye bilinen batı duvarı kaldı. Titus’un, katliamından sonra Yahudiler Romalıların emrinde köle olarak çalıştırılmak üzere, Mısır’a sürüldü. Böylece dünyanın her yerine yayıldılar. Bizanslılar, Emeviler, Memlükler ve Osmanlılar Mescid-i Aksa’dan kalanı muhafaza ettiler. Mescid-i Aksa, Müslümanlarca da en mukaddes üçüncü mabed sayılır. Emevi halifesi Abdülmelik, Hazret-i Muhammed’in Mirac’a yükseldiği kayanın üzerine Kubbetü’s-Sahra’yı yaptırdı. Kanuni Sultan Süleyman Kudüs’e son şeklini verdi.”

İNGİLİZLER FİLİSTİN’DE

Suriye cephesi çökünce, Filistin’in İngilizlerce işgal edildiğine değinin Ekinci, “Sultan Hamid’e ait araziler, İngilizlere geçti, Yahudi göçü hızlandı. Ekonomik bakımdan zor duruma düşürülen Araplar, topraklarını satmaya mecbur edildi. Araplar, vergi korkusuyla toprağını kendi adına tescil ettirmemişti. Devlete ait gözüken bu araziler de çeşitli yollarla Yahudilerin eline geçti. Kudüs Müftüsü Emin El-Hüseyni, Yahudi emellerine engel olmak için Almanlara yanaştı. Hitler’le görüştü. Hitler’in Müslüman olarak Haydar adını aldığı dedikodusunu yaydı. Ancak hesaplar tersine döndü. Hitler’in zulmünden kaçan on binlerce Yahudi dünyanın her tarafından Filistin’e aktı. Hitler, muhafazakar Doğu Avrupa Yahudilerini imha ederek, İsrail Devleti’nin kurulmasına istemeyerek yardımcı oldu.

2 BİN YILLIK RÜYA

Kudüs, Müslümanların eline geçtikten sonra Yahudilerin ibadet etmesine izin verildiğine dikkat çeken Ekinci , “Yahudiler, Ağlama Duvarı önüne sıralar, masalar koymak, bölgedeki evleri yıkmak istediler, Müslümanlar engel oldu. 1929’da Ağlama Duvarı yüzünden Müslümanlarla Yahudiler arasında olaylar çıktı. BM tarafından kurulan bir heyet, duvarın Müslümanların mülkiyetinde olduğuna ve Yahudilerin orada dua edebileceklerine karar verdi. 1967 yılında İsrail Kudüs’ü işgal etti. Yahudiler, Ağlama Duvarı önünde toplanıp 2000 yıllık rüyanın gerçekleşmesini coşkuyla kutladılar. Bugün dünyanın her tarafından gelen Yahudiler, Ağlama Duvarı önünde sallanarak dua eder, Süleyman Mabedi’nin ayakta olduğu günlerin yasını tutarlar.



Abdülhamid Han: Teklifi reddettim

Sultan 2. Abdülhamid, Şâzilî şeyhi Ebu’ş-Şamat Mahmud Efendi’ye yazdığı 22 Eylül 1913 tarihli mektupta hilafeti terke nasıl zorlandığını bakın nasıl anlatıyor: ”Ben, Hilafet-i İslamiyye’yi başka herhangi bir sebep dolayısıyla değil, Jön Türkler adıyla bilinen İttihat Cemiyeti’nin baskı ve tehdidiyle bıraktım. Hilafet’i terke zorlandım, mecbur bırakıldım. Mukaddes toprak Filistin’de Yahudiler için milli bir devlet kurulmasına muvafakat etmem konusunda ısrar ettiler. Bütün ısrarlarına rağmen, bu teklifi kat’i surette reddettim. Nihayet 150 milyon İngiliz altını vaat ettiler. Bu teklifi de reddettim ve kendilerine şu cevabı verdim: ‘150 milyon İngiliz altını değil, dünya dolusu altın verseniz, bu teklifinizi asla kabul etmeyeceğim. Ben Millet-i İslamiyye’ye ve Ümmet-i Muhammed ‘e otuz seneden fazla hizmet ettim. Atalarımın yüzünü kara çıkarmadım.’ Bu kat’i cevabımdan sonra tahttan indirilmem konusunda görüş birliği ettiler ve beni Selanik’e gönderdiler. Mevlaya hamd ettim ve ediyorum ki, mukaddes toprak Filistin’de bir Yahudi devleti kurulması teklifinden kaynaklanan ebedi ayıbın lekesini, Osmanlı Devleti’ne ve Âlem-i İslam’a sürmeyi kabul etmedim. Bunun üzerine olan oldu.”



İsrail devletinin kurucusu Ben Gurion’dan al cevabı

Her şey inceldiği yerden, zulüm ise kalınlaştığı yerden kopar. Mazlum mazlumdur, bizim yüreğimiz kana bulanmış bir Yahudi çocuğu görmeye de dayanamaz. Bütün bu açmazların cevabını Ben Gurion veriyor: “Siyonizm meselesine ahlaki açıdan yaklaşan her kimse, Siyonist olamaz! İstediğimiz Yahudi devleti, nihai hedef, son istasyon değil. Siyonist amaçlara ulaşmamızı sağlayacak bir araçtır. Terörü kullanmalıyız. Suikast yapmalı, gözdağı vermeliyiz. Celile bölgesindeki Arap nüfusunun bütün sosyal hizmetlerini zaptetmeli ve kesmeliyiz. Yahudi köyleri, Arap köylerinin yerine inşa edildi. Bu Arap köylerinin isimleri bile bilinmiyor. Nahlal yerine Mahlul; Cibta
yerine Kibbutz Gvad, Tal el – Şuman yerine Kefar Yehushua… Bu ülkede inşa edilen bir yer yoktur ki, öncesinde bir Arap nüfusu ve eseri olmasın. Biz Filistinlilerin geri dönmemesi için her şeyi yapmak zorundayız. Siyonistler sanıyorlar ki Müslümanlar Kudüs’ten vazgeçecekler. Yaşlılar ölecek, gençler unutacaklar!” Aynı Ben Gurion dost meclislerinde samimi konuşmaktan da kaçınmaz: “Eğer ben Arap lider olsaydım, İsrail ile asla bir anlaşma yapmazdım. Orada (Avrupa’da) Yahudi düşmanlığı vardı, Naziler, Hitler, Auschwitz… Ama bu onların hatası mıydı? Araplar ancak bir şeyi görür: Biz geldik ve ülkelerini çaldık. Bunu niçin kabul etsinler ki?”





Osman Sağırlı
osman.sagirli@tg.com.tr

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın