Var mı böyle milletvekili?

Ortada Osman Yüksel Serdengeçti. Sağ yanında Ahmet Kabaklı

Bu bu millete hakaret değil mi? Daha nitelikli renkleri neden yok Meclisin?
‘Ne hayal, ne kuruntu, hakikat istiyorum. Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum’ diyen güzel insan, iyi şair ve ezber bozan siyasetçinin ölüm yıl dönümüydü  dün(10 Kasım 1983). Bize unutturmak isteyenlere inat tekrar hatırlıyoruz Osman Yüksel Serdengeçti’yi.

O bir yazar, şair ve siyasetçi

Kendisini rahmetle anıyor ve keşke tekrar öyle milletvekilleri gelse bu ülkeye diyoruz. Ömrü  boyunca dobralığından ve açık sözlülüğünden hiç taviz vermeyen Osman Yüksel Serdengeçti, bir aksiyon adamı, yazar, şair ve siyasetçi.

Şairliğinin en büyük onayı da NFK’ten gelmiştir Serdengeçti’ye. Üstad Necip Fazıl ‘benden sonra iki şair vardır bu ülkede’ diyerek methetmiştir şairliğini.

Serdengeçti’yi belki Gandi’ye de benzetebiliriz. Sistem ve örümcek kafalarla alay etmeyi iyi bilen ve seven birisi. Celallendiği zamanda sözünü esirgemeyen bir eylemci kendisi.

Osman Yüksel Serdengeçti

Yüksek makamın alçak vekili!

Çeşitli olaylara karışmasıyla hapse atıldıktan sonra, tekrar öğrenimine geri dönmek istemesini reddeden dönemin Milli Eğitim Bakanına Yüksek makamın alçak vekili diye bir dilekçe yazarak tekrar hapishanenin yolunu gözlemiştir. Kendisinin soy ismini şekillendiren Serdengeçti dergisi de, çok zaman yasaklanmış, toplatılmış ve imtiyaz sahibi olan şahsını hapse sokturmuştur.

Kendisinin birçok mizahi vakaları  da vardır. Bir defasında TRT radyosunda çalışırken ‘Allah’ dediği için mahkemeye çıkarılan Serdengeçti’ye hakim sorar:

-Evladım, sen bu radyoda Allah demenin yasak olduğunu bilmiyor musun!?

—Allah, Allaah! Öyle mi!?

Ön sıralarda gübre var!

Sivri bir zekaya sahip olan Serdengeçti, kendisine sataşanları birkaç kelimeyle yerin dibine sokar. Lafını hiç esirgemez ve dobra dobra söyler her şeyi.

Milletvekilliğinin ilk gününde Hüseyin Üzmez’le Meclise girerken döner kapıyı geçen Serdengeçti, döneklik bu meclisin kapısında başlıyor demiş. Gereksiz gördüğü her şeye, gereksiz diyebilen bir insandır Serdengeçti. Gereksiz oturumlar, gereksiz toplantılar, gereksiz oylamalar. Hatta bir defasında boş  işler dediği bir oturumda gübre meselesi konuşuluyormuş. Demirel meselenin çözümünü milletvekillerine sormuş, herkes bir şeyler söylemiş. En son Serdengeçti söz isteyince herkes hayret ve ilgiyle ona doğru dönmüş. İşte Serdengeçti’nin çözümü:

“Sayın Genel Başkan bu işin çözümü çok kolay. Şu ön sıralarda oturan yiyip de çıkarmayan vekilleri tarlalarda şöyle bir dolandırıp def-i hacet yaptırın gübre meselesi hallolur.”Osman Yüksel Serdengeçti

Kravatın belinde işi ne?

Serdengeçti’nin akıllarda iz bırakan bir başka hatırası da malumunuz kravattır. Meclis oturumlarına çok defa kravatsız geldiği için ikaz alan Serdengeçti, en sonunda sokulmaz oturuma. Kravatını alıp gelen Serdengeçti, meğer kravatı boynuna değil beline bağlamış. Lütfen boynunuza takın diye aldığı ikaza, kanunnamede öyle bir kural yok diyip alay eden Serdengeçti, belindeki kravatla oturuma iştirak eder ve hiç kimse karışamaz.

Bir başka ileri çıkışı da Türk Milliyetçiliğidir Serdengeçti’nin. Tanrı Türk’ü korusun diyenlerle alay eder ve evet Tanrı Türkü, Allah Müslümanı korusun derdi.

MHP yeni kurulduğunda partinin amblemiyle ilgili tartışmalar başlar. Muhafazakâr kesim 3 hilal, İstanbullu Türkçüler ise bozkurtta ısrar eder. Osman Yüksel ise, Anadolu insanının gözünde kudretin ve bereketin timsali olduğu için amblem olarak öküzü önerir.

Parmak basmak lazım!

Bir defasında merhuma gazeteci gelir ve sorar:

-Efendim, meclis izlenimlerinizi alabilir miyim?

-Şöyle özetleyeyim, bir tarafta Süleyman Bey’in değnekçileri, parmakçıları, yani her şeye parmak kaldıranlar, diğer tarafta ise her şeye parmak atanlar. Sonuç olarak birileri parmak kaldırıyor, birileri parmak atıyor. Fakat yaranın üzerine parmak basan yok!

Yine bir defasında, bir mesele ile alakalı meclis kürsüsünde konuşurken CHP milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto eder ve konuşmasını engellemeye çalışırlar. Bunun üzerine Osman Yüksel Serdengeçti, bu meclisin yarısı hıyar, deyip kürsüden iner. Bunun üzerine CHP’li vekiller meclisin şahs-ı manevisine hakaret söz konusudur. Lütfen sözünü geri al, diye itirazda bulunurlar. Bu kez Serdengeçti yeniden kürsüye gelip şöyle der:

-Tamam sözümü geri alıyorum. Bu meclisin yarısı hıyar değil.

Araba markası  gibi

Serdengeçti bir defasında Cebeci’de evini kiralamaya gelen müşteriye evini şöyle methetmiş:

Ev çok merkezi bir yerde. camdan hastane manzaralı, balkondan hapishane, kapıdan çıktığında da mezarlığa bakar. Zaten hayat da bu üçü arasından geçer.

Osman Yüksel Serdengeçti yaşamının hapishane ve hastane süreçlerini tamama erdirdikten sonra, kendisinin araba markası gibi diye isimlendirdiği Parkinson hastalığı ile iyice iş göremez hale gelmiştir.

Hastalığının bu neticesinde titreyen ellerine bakarken şu cümleyi kurduğu söylenir:

‘Bir zamanlar ülkeyi karıştıran ben, şimdi bir çayı bile karıştıramıyorum.’

10 Kasımda, hakikat isteğinin tecellisi üzerine Hakka varmış ve Daru’l Beka’ya göç etmiş o gönül insanını Fatihalarla, Yasinlerle yad ediyoruz! .

Mehmet Bahadıroğlu

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın