Tunus intifadasının zihnime düşürdükleri…

Timeturk.com yazarı Abdulaziz Tantik’in Tunus’a dair yazısı…

Siyasal yazılara ara verme kararlılığımı Tunus ile başlayan ve şimdilerde Mısır ile devam eden halk ayaklanmaları ara verdirmek zorunda bıraktı. Çünkü bu yaşanılan şeyler üzerine tanıklığımı dile getirmezsem kendi adıma bir sorun oluşturacağını düşündüm…

Arka arkaya patlayan flaşlar misali son bir iki ayda yeni durumlar oluşturuluyor. Tunus intifadası başlıyor, ardından Rusya da patlamalar canlar alıyor. Türkiye de içinde Hizbullahçılar diye bilinen grupta olmak üzere uzun süredir hapishanede olanlar serbest kalacak bir hukuksal durumla karşı karşıya kalıyorlar ve bu aşağı yukarı altı yıl önceden hazırlanan bir hukuksal metin sayesinde oluyor. Ardından Lübnan hareketleniyor ve hükümet Hizbullah’ın geri çekilmesi ile neticeleniyor. Ardında Hizbullah eliyle Lübnan da hükümet kurulması gündeme geliyor. Bakıyoruz ki bu arada Hamas’ın elini güçlendiren FKÖ’nün ve mevcut Mahmud Abbas’ın elini zayıflatan bir hamle ile El- Cezire bazı gizli belgeleri yayınlıyor ve bu yayınlanan belgelerin çok kısmi bir bölümünü teşkil ediyor. Söylentilere bakılırsa bu belgeler açıklandığında Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Katar vb. birçok şeyhlik ülkeleri zorda kalacak… Bu ülkede CHP’nin yeniden dizayn edilmesi ve seçim sürecine girilmesi, İsrail ile sürdürülen gerilim ve bunun siyasi sonuçları da ilk elde değerlendirilmesi gereken siyasal adımlar olarak kayda geçilmelidir.

Şimdi benim gibi devrimci birinin Tunus ve Mısır ile Lübnan da meydana gelen gelişmelerden memnun olmaması beklenemez! Ancak yaşadıklarımız bizi sürekli daha teenni ile hareketlenmemizi salık veriyor. Yoksa bu kadar tecrübe herhangi bir şeye tekabül etmemiş sayılmaz mı? O zaman bunu daha derin bir düzeyde değerlendirmeliyiz. Meydana gelen olaylar ve bunun siyasi, toplumsal ve kültürel sonuçları kime yarayacaktır? Bu soruya öyle kolay verilebilecek bir cevabım yok. Ama Ortadoğu üzerine bugüne kadar onlarca plan ortaya atılmış ve sürekli yenilenerek farklı bir isimle plan yeniden devreye girdirilmeye çalışılmıştır.

Öncelikli olarak ortada sonuçlanan bir durum yok. Halen ne olacağına dair siyasal bir açıklık söz konusu değil! Tunus’ta Bin Ali kaçtı. Ama çömezleri hala yönetimde, bu seferde o çömezleri atma adına toplumsal bir hareketlenme var. Tunus’un önemli muhalif liderlerinden Raşit Gannuşi hala dönüş vizesi alamamıştır. Yani ortada ne olup biteceğine dair bir kesinlik söz konusu değil. Bu da meydana gelen olayların ‘açık opsiyon hareketler’ olduğu görüşünü zihnimde canlandırıyor. Yani kastım, pazarlığa açık olgular olduğunu söylemek ve bu pazarlığın kimler tarafından yapılacağını düşünmenin gerekliliğini ortaya koymaktır.

Yoksa durduk yere niye Rusya da patlamalar meydana gelsin. Veya kim Hamas’ın elini güçlendirmek istiyor ve gizli belgeleri ortaya saçıyor. Lübnan’da Hizbullah’ın Hariri davasında suçlanmasına yönelik hamleye hükümet düşürülmesi ve Hizbullah’ın hükümet kurucu bir konuma yükselmesini nasıl açıklamak gerekir. Evet, bütün bunların çok basit sebepleri olabileceğini söylemek çok fazla safdillik olmaz mı? Hem bu güne kadar onlarca yanılgıyı yaşadığımız halde bunu söylemek safdilliği de aşan bir pozisyon doğurur. Mesele biraz flu ama bu fluluğu olumlu anlamda kullanma imkanı her zaman bulunur. Çünkü eğer oyun sizin topraklarınızda kuruluyorsa, doğal bir sonuç olarak belirleyen güçlerden biri haline gelebilirsiniz. Yeter ki bu durumun farkında olacak bir siyasal şuuru toplumsal hafızada diri tutmayı becerebilelim…

Oyun kurucular çok fazla değişmemiştir. Belki nitelik değiştirmeye başlamıştır. O yüzden bu nitelik değişimini dikkate almayı öğrenmeliyiz. Bugün artık devletlerin güçlü olduğu dönemler geride kalmış ve yeni bir dönem; yani zengin, kapitalist sınıfın örgütlü gücünün belirleyiciliğinde başlayan bir dönemdir. O yüzden çoğu kez ters köşeye yatırmayı başarabiliyorlar. Çünkü siyasal yorumcular halen eski kalıplar üzerinden hareketle değerlendirmeyi sürdürüyor. Bu durum yeni güç için çok kullanışlı bir durumu oluşturuyor ve planlarını da bu algıların vasatına göre yapıyorlar. O yüzden bugün çok aceleci tutumlar almak yerine doğruyu gür bir seda olarak dillendirmek daha doğru olur. Bunun içinde yaşadığımız dünyanın sahip olduğu kültürü bir tarafa bırakarak sahip olunması gereken kültürün; bu topraklara dikte edilmeyen ve bu toprakların ruhunu oluşturan değerlerin sahip olduğu kültürü vasat kılarak bu pozisyonları olumluya çevirerek siyasal ve toplumsal mühendislikleri geri püskürtebilir veya pazarlık paydamızı güçlendirebiliriz…

Bu topraklarda Müslümanları güçlü kılan taraflar ile zayıf kılan tarafları doğru kavramalı ve çoğu kez bizim zayıf tarafımız üzerine oynanacağı gibi bazen güçlü taraflarımız üzerine de oynanabileceğini hesaba katmalıyız. Yoksa çabuk kanabiliriz. O yüzden ne olup bittiğini tam kavramadan mesele hakkında son noktayı koymamak ve özellikle tedirginliğin sağladığı o dikkatle olayları değerlendirmek önemlidir. Ama tavır olarak ise yaşadığımız coğrafyanın bütünlüğünü sağlama, bugüne kadar bir şekilde başımıza musallat olmuş yabancı iktidarları alt etmek ve onlardan kurtulmak, fakat yeni yerli yabancılara dikkat kesilerek yeniden aynı duruma düşmemek için kesinlikle halkın tercihini öne almak ve ona göre tavırlar geliştirmek elzemdir.

Bu durumda kesinlik kazanmayan her durum konusunda şüphe silahını sonuna kadar kullanarak sağlam ve sahih bir durumu desteklemeli ve ona göre teenni ile hareketlenmelidir. Dolduruşa gelinen her noktada daha uyanık ve güçlü olanlar belirleyici makamı ele geçirerek dilediklerini yapma gücünü kazandılar. Bu sefer böyle olmamalı, bu kadar emek ve dökülen kana karşılık yeni bir emperyal oyuna kurban edilmemeli…

Çünkü bu meselelerde dışarıdan gelen yorumların büyük bir etkisi olur. Dost diye bilinen yerlerden yapılacak yorumlar, bazen işin ters gitmesine imkân tanıyabilir. O yüzden herkes sorumlu davranmalı ve kesin bir dil kullanma yerine birlik, yardımlaşma ve dayanışma ile sahih bir kültürün kodları üzerine birliktelik gündemleştirilmelidir. Ancak bu şekilde emperyal vizyonun etkisinden kurtulabilinir…

İnşallah Tunus ile başlayan bu hareket olumlu bir şekilde neticelenir ve ümmet yeniden kendi iktidarını kuracak bir vasatı inşa eder. Böylece Ortadoğu’ya dirlik ve düzen gelir. İsrail ve emperyal güçlerin oyunları boşa çıkartılarak onları hak ettikleri bir durumla karşı karşıya bırakmak nasip olur. Bu duamızı sürekli kulluk edimlerimizde tekrar ederek şuurumu diri tutmalıyız…

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın