Arap dünyasında önlenemeyen değişimin sebepleri

“Ülkelerde değişim ve devrimler bazı gizli ellerin yönlendirmesi sonucu gerçekleşir. Dünyadaki siyasi güç dengeleri çerçevesinde halk hareketleri hazırlanır ve zamanı geldiğinde harekete geçirilir”.

Dünyanın her hangi bir ülkesinde gerçekleşen bir değişim veya darbe için hep bu iddialar ileri sürülür. Despotik yönetimlere rağmen halkın kendi kendine örgütlenip harekete geçmesine ise ihtimal verilmez. Siyaset bilimcileri bu olayı “düğmeye basılarak harekete geçirilen bir iş makinesi”ne benzetirler.

Bazı istisnalar olsa da genelde şimdiye kadarki isyanlar, ihtilaller, devrimler ve karşı devrimlerin hep bu anlayış içinde gerçekleştiği kabul edilir.

Genel kabul bulan bu iddia ve görüşler Tunus’ta başlayan ve tüm Arap dünyasını saran ve isyana dönüşen halk hareketleri için de iddia edilmektedir.

“Dış güçlerin organizesi ve ülkelerin içişlerine müdahaleleri” olduğu görüşü daha çok koltuklarından olan veya koltukları sallanan Arap dünyasındaki diktatörler ve onların beslemesi olan kadrolar tarafından ısrarla ileri sürülmektedir.

Ancak dünya her yönüyle değişiyor ve bu değişim beraberinde bireyleri olduğu kadar bireylerin meydan getirdiği toplumları da etkilediğinin ve değişime hazırladığı gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Kim, hangi iddiaları ileri sürerse sürsün, teknoloji çağında haberleşme, ulaşım ve bilgi edinmenin çok hızlı ve ileri seviyede olması sonucu, kitlelerin örgütlenmeleri kolaylaşmaktadır.

Bu gerçekler nazarı dikkate alınarak sosyal ve toplumsal olaylarda sonuçlardan ziyade sebepler irdelenmelidir. Gerçeklere ve sağlıklı bir sonuca ulaşmak için bu bir gerekliliktir. Çünkü Arap dünyasını etkileyen, diktatörleri istifa ve kaçmaya mecbur eden, kalanlarını korku içinde geri adımlar atmaya mahkûm eden olayların sebepleri araştırılmadan yakıştırma ve varsayımlardan yola çıkarak iddialarda bulunmak doğru değildir.

Dünya siyaset tarihinde hak ettiği yeri alan Tunus ve Mısır’daki gelişmeler ve diğer Arap ülkelerinde devam eden mücadeleyi anlamak ve yaşananları doğru okumak için şu gerçekler mutlaka bilinmelidir:

1- Şimdiye kadar yaşanan toplumsal olaylara ateşli konuşmaları ve kariyerleriyle toplumu etkileyen liderler öncülük etmiştir. Ancak, Arap dünyasını derinden etkileyen hareketleri yöneten ve etkileyen liderler yok.

2- “Kitleleri çok iyi organize olmuş örgütler ancak harekete geçirebilir” görüşü, siyasal bilimin temel esas kabul ettiği bir görüş olmakla birlikte Arap dünyasındaki hareketler bir örgütün organizasyonu da değildir. Yani, kitleleri bilgilendiren, yönlendiren ve örgütleyen bir teşkilat da söz konusu değil.

Peki, teşkilatsız, lidersiz ve dış güçlerin gizli bir desteği söz konusu olmadan bu kitlelerin tarih yazacak derecede bilinçlenmeleri nasıl başarıldı?

Evet bu soruya cevap bulma adına dünya başkentlerinde siyasiler arasında tartışmalar yaşandığı gibi, istihbarat teşkilatları başta olmak üzere kolluk kuvvetleri kontrolsüz kitlesel hareketleri anlama ve tanımlama yollarını arıyor.

Olayların sebepleri ve tarihsel süreç içindeki gelişimi araştırıldığında Arap dünyasında yaşanan ani ve kontrolsüz kitlesel hareketlerin gerçek sebepleri ise şu şekilde sıralanabilir:

Siyasal teşkilatların yasaklanması ve aşırı baskının yanında en önemli diğer sebepler; işsizlik, yoksulluk ve çaresizliktir. Bilgi ve teknoloji çağının getirdiği imkânları kullanan gençleri, kendi ülkeleri dışındaki ülkelerde yaşayan insanların demokratik haklar ve özgürlük alanları, farklı fikir ve görüşlerin kendilerini ifade etme hakları ile ülke gelirlerinin adil olarak paylaşımı sokaklara döküyor. Kısacası; bu yaşananlar bugünün olayları değil, Firavunlaşan ve Karunlaşan zalim diktatörlerin haksızlıkları ve aşırı baskıları sonucu yıllara yayılan bir birikimin patlamasıdır.

Despot diktatörlerin halka rağmen yıllardır iktidarda kalmaları, kendilerinden sonra çocuklarına yönetimi devretme girişimleri ayrıca emperyalist güçler ile işbirliği içinde ülkeyi sömürmeleri konularında Arap ülkelerinde çok yönlü benzerlikler nedeniyle bu isyan ve protesto dalgası Arap dünyasına kısa zamanda yayıldı.

Örgütsüz ve lidersiz bu kitlesel gösteriler Tunus ve Mısır’da diktatörleri devirmeyi başardı. Ancak asıl iş bundan sonra. Diğer Arap ülkelerinde sancılı günler yaşanıyor. Bazı hakların verilme ve baskılardan vaz geçme girişimleri bu hak arayışını ve isyanları önleyemiyor. Tunus’la başlayan ve Mısır’la devam eden devrim dalgası Cezayir, Yemen, Lübnan, Libya ve Bahreyn’e de sıçradı. Fas, Suriye ve Filistin yönetimine karşı başlayan hoşnutsuzluk yüksek sesle ifade ediliyor, yayıldıkça yayılıyor; diğer bir değişle Arap dünyası kaynıyor…

Görünen o ki, geri adımlar atılması ve bazı hakların verilmesi bu isyanı durduramayacak. Hedef despot diktatörlerin devrilmesidir. Bu çağ sadece bilgi ve teknoloji çağı değil aynı zamanda Arap dünyasında diktatörlerin devrildiği ve despotik rejimlerin devrinin bittiği çağ olarak tarihe geçecektir. Çünkü Arap kardeşlerimiz tarih yazıyor ve olmaz veya olamaz denileni başarıyor. Dileğimiz bu değişimin ve ülke yönetimlerinin yeniden inşasının daha fazla kan akmadan gerçekleşmesidir.

Şu bir gerçek ki, bazı ülkelerdeki diktatörlerin ömrü diğerlerine nazaran biraz daha uzun olabilir, ancak bu değişimi engellemeleri asla mümkün değildir. En doğrusu direnme yerine gerçeklere teslim olmak ve kan dökülmeden iktidarı halka devretmektir. Bunu yapanlar diğerleri gibi lanetlenmez, belki takdir toplar…

Mehmet Koçak -Timeturk.Com

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın