Edep Ya Hu!

Seçimler yaklaşırken siyaset arenasının biraz daha ısınacağını herkes tahmin ediyordu; ama herhalde kimse bir buçuk ay kala hakaretlerin bu seviyelere geleceğini düşünmüyordu.

Neredeyse haber bültenlerine “+18, gençlerin ahlaki gelişimine zararlı” uyarı yazısı konacak hale geldi.

Tartışmalar üniversite sınavında şifre ile bazıları kayırılmış iddiasıyla ÖSYM ve hükümetin protesto edilmesiyle alevlendi.

Erdoğan, protestoların örgüt işi olduğunu ima ederek “biz de karşılarına on bin genç çıkarsak” gibi provokatif bir dil kullandı.

Bahçeli’nin “Biz de bozkurtlarımızla Taksim’e çıkarız” efelenmesine Erdoğan şu karşılığı verdi: “Sayın Bahçeli sen bozkurtlarla mı dolaşıyorsun? Ben eşrefi mahluk olan insanlarla dolaşıyorum”  Devlet Bahçeli buna karşılık ağzını iyice bozdu ve “Senin etrafındakiler çakal” dedi.

Erdoğan sözlerinin bu şekilde tepki göreceğini bildiği halde neden bu karşılığı verdi?

Benim kanaatim geçmişindeki siyasi çizgiden.

Erdoğan bir Necip Fazıl hayranıdır. Yani bir yönüyle “Üstad”ın öğrencilerindendir. Bu durum hitabetinden, benzetmelerine kadar kendini gösteriyor. Bir söylentiye dayanılarak Necip Fazıl’ın da bir dönem “bozkurt” polemiği yaşadığı iddia edilir. Aktaracaklarım duyduklarıma dayanıyor, bir belgeye değil.

Derler ki, Necip Fazıl, Erbakan’dan ayrılıp Türkeş’e yanaştığında bir ara ülkücülere konferanslar verir. Konferansın birinde heyecanlı bazı laflar edince ülkücüler, kurt uluması ile Necip Fazıl’a memnuniyetlerini ifade ederler. Ama “üstad” bu, ne zaman nasıl bir tepki vereceği belli değil. Elini kaldırarak “Susun” der kalabalığa. “İtin köpeğin arasına düşmüşüz.” diye tamamlar sözünü. Salonda buz gibi bir hava esmiştir; ama kimse Necip Fazıl’a tepki göstermemiştir.

İşte Erdoğan da bozkurtun ne anlama geldiğini bildiği halde üstadından aldığı ilhamla biraz da doğaçlama olarak öyle bir yorumda bulundu ve Bahçeli zıvanadan çıktı. İşin sonu nereye mi varır? Tansiyon düşmezse bozkurt-çakal polemiği daha aşağı seviyelere düşer gibi görünüyor. Tansiyonun ise düşmeye hiç niyeti yok.

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun nezih(!) ifadelerine.

Çok mu şaşırdınız?

Açık söyleyeyim, ben hiç şaşırmadım.

Siz bakmayın öyle kamera karşısındaki kibar duruşlarına. Ağızları çok bozuktur sosyal demokrat taifenin. Eski genel başkan Baykal, telefon dinlemelerine tepki gösterdiği konuşmasında “Şöyle ağız tadıyla bir küfür etme imkanını bile ortadan kaldırdılar” demişti. Daha geçenlerde yaptığı bir konuşmada da “Lan”lı kelimelerle nezaket(!) gösterisinde bulunmuştu Baykal.

Basının duayeni olarak lanse edilen Oktay Ekşi’nin “Bunlar analarını bile satarlar” cümlesinden sonra taltif edilerek milletvekili adayı yapıldığını bir tarafa not edin.

Genel Başkan yardımcısı Hurşit Güneş’in, “Kürtler eninde sonunda kucağımıza oturacak” sözü ile edep sınırlarını nasıl aştığını hatırlarsınız.

Şimdi Kılıçdaroğlu, binlerce kişiye konuşurken “A… a…” deyip duruyor, sonra da sırıtıyor. Herkes o harften sonra neyin geldiğini bilir. Basbayağı ana avrat küfür etti Gandi Kemal.

CHP demagogları, özür dilemek yerine hemen “Başbakan da ‘Ananı da al git!’ demişti, ne olmuş yani” demeye getirdiler.

Bir yorumcunun dediği gibi “Halkçılığı fazla mı abarttı” yoksa içindekinin dışarıya çıkmasına engel mi olamadı?

Bence ikisi de doğru.

Vaatler uçuk kalınca Tayyib Erdoğan’ın “Kasımpaşalı”lığından mülhem olsa gerek halk ağzını kullanan “Kağıttepeli Kemal” sürüldü piyasaya.

Yeni vizyon bu olsa gerek.

Hasan Sabaz

hsabaz(@)dogruhaber.com.tr


 

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın