Shakespeare da ırkçıymış, hımm!!

Necip Fazıl’a ırkçı demek, onun neden sevildiğini anlayamamaktandır biraz da..

Bir dehayı karalamak kolay mı

Beyaz perde bu sefer de “Shakespeare bir sahtekâr mıydı?” sorusuyla zihinleri kurcalıyor. Biz de cevap olarak aynı soruyu tersten soralım dedik…

Taraf Gazetesi’nin köşe yazarlarından Roni Margulies bundan tam bir sene önce tartışma yaratan ‘Dünyayı Yahudi güdüyor!’ başlıklı yazısında Necip Fazıl Kısakürek’in sözde ırkçılığına değinmiş, yazarın yüze yakın kitabından sadece konuya uygun birkaçına göz gezdirip bu kitaplardan yine konuya uygun bazı alıntılar yaparak Necip Fazıl’ı “azgın bir ırkçı”, hatta bir “yaratık” ilan ettikten sonra, kimi liselere, meydanlara, caddelere, kültür merkezlerine yazarın isminin verilmiş olmasına itiraz etmişti. İtiraz gerekçesiyse, bir köşe yazısı içinde geniş fakat yazarın bütün eserleri içinde çok az yer tutan birkaç sözden ibaretti. Necip Fazıl gibi engin bir denizi kıyılardan anlamaya ve anlatmaya çalışmak ise çerçeve seyrinden öteye geçmezdi.

Necip Fazıl ile Shakespeare

Necip Fazıl’ı anlamak, daha iyi anlamak, ağlar gibi anlamak için, yazarın ‘Bâbıâli’, ‘Kafa Kâğıdı’, ‘O ve Ben’ ve özellikle de ‘Cinnet Mustatili/ Yılanlı Kuyudan’ gibi otobiyografilerini mutlaka okumak gerekir. Denebilir ki başka çok az sayıda kalem, âdeta bir kamera nesnelliğinde, bir yazarın hayatını bu kadar gerçekçi, etkili ve derinlikli bir dille kâğıda yansıtmıştır. Eğer kişi önyargısız bir okursa, Necip Fazıl’ı da pekâlâ severek ve anlayarak okuyacak, onun neden Shakespeare gibi bir deha sayıldığına cevap bulacaktır. Şimdi Necip Fazıl ile Shakespeare’in isimlerinin birlikte anılmasına da içerleyenler olur, fakat nedense buna pek karşı gelmezler. Çünkü Shakespeare de tıpkı Necip Fazıl gibi cımbızla alınmış birkaç satırından ötürü ırkçı olmakla suçlanabilir, bu yüzden yok sayılmak, hatta isimsizleştirilmek istenebilir.

Shakespeare’i isimsizleştirmek28492

Tiyatroya ilgisi olsun olmasın, kime sorsanız “Shakespeare” ismini bilir. Ortalama bir okur bile onun eserlerinden birini okumuş, bir oyununu ya da oyunundan uyarlanan bir filmi izlemiştir. Aramızdan biri çıkıp da “Shakespeare diye biri aslında yoktu!” dese, birçoğumuzun vereceği tepki ortaktır: Gülüp geçeriz! Ancak, bugüne kadar pek alıcı bulmamış bu iddia sayısız sinema salonunda tek bir ağızdan dile getirilirse içimizde şüphe uyandırması olasıdır. ‘2012’ ve ‘Yarından Sonra’ gibi felaket filmlerinin yönetmeni Roland Emmerich, işte bu asılsız söylentiyi komplo teorisine varan provokatif bir söylemle beyaz perdeye taşıyor. Filmin ismi de manidar: ‘Anonymous’, yani “anonim”, “yazarı bilinmeyen”. Filmin afişindeki slogan ise en az ismi kadar kışkırtıcı: “Shakespeare bir sahtekâr mıydı?” Sahtekâr, ırkçı, yaratık… Tanıdık geliyor, değil mi? Ne de olsa, Shakespeare’i sahtekârlıkla suçlayan zihniyet, Necip Fazıl’ı ırkçı ilan eden zihniyetle aynı. Shakespeare’i isimsizleştirmek bilgisayar efektleriyle dünyanın sonunu getirmek kadar kolay mı, birlikte izleyip göreceğiz…

Onur Özgüner |Dunyabizim.com

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın