Bosna – Hersek: Özgürlüğün adı

Alija İzzetbegovic”Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” deme durumuna gelen Boşnak Müslümanların bundan 20 yıl öncesinden başlayan azap ve çileleri günleri hala devam ediyor. Birçok insan sevdiklerinin mezarlarını ziyaret ederek bir nebze de olsa rahatlayabiliyor, bir fatiha okuyabiliyor ama bazıları var ki sevdiklerinin mezarları dahi yok. Onlar hala mahzun bir şekilde bekliyorlar. Toplu mezarlar açılıp, kaybetikleri insanların DNA testi yapıldıktan sonra şehitliğe defnedilecekleri günü bekliyorlar.

1992 yılında başlayan ve 1995 yılına kadar devam eden Bosna – Hersek katliamında öldürülen insanların sayısı 300 bini geçmektedir. Sırp çetnikleri evinde yemek yediği, okulda ve mahallede oyun oynadığı Müslüman Boşnak arkadaşlarını ve komşularını hunharca katlettiler.

Dünyanın sayılı ordularından olan ve daha sonra dağılan eski Yugoslavya ordusundaki Sırplar tam bir etnik soykırım yaptı. 1990’da Bağımsızlığını ilan eden Bosna – Hersek Cumhuriyeti daha sonra 1992’de yapılan halk referandumu ile bağımsızlıklarını ilan ettiler. Sırplar bu kararı tanımadıklarını ve aynı topraklar üzerinde kendi devletlerini kurduklarını duyurdular. Avrupa’nın ortasında bir Müslüman devletin oluşmasına Avrupalıların tarihi korkuları buna izin vermiyordu. Bilerek ve isteyerek Avrupalılar bu katliamlara izin verdiler.

Özellikle Hollandalı askerler katliama göz yumdular.

Bölgede yaşayan Boşnakların ve Hırvatların evlerini terk edip gitmelerini istediler. Bazı bölgelerde terk etme işini tetiklemek için katliamlara başladılar. Özellikle Müslüman Boşnak erkek ve çocukları bir meydana toplayıp toplu katliamlar yaptılar.

Müslüman Boşnakları ellerinde kuş tüfeği dahi olmamasına rağmen birden kendilerini bir katliamın ortasında buldular. Çetnik Sırplar çok erken bu işin biteceğini sanıyordu. Günler, aylar ve yıllar geçmeye başladı ki Boşnakların teslim olmadığını aksine ülkelerini savunmaya başladıklarını görünce şaşkına döndüler. Onun için katliamlarını her gün daha da artırmaya başlamıştılar. Başkent Saraybosna’yı işgal ettiler. Tüm giriş ve çıkışlar tutuldu. Yüksek tepelerden keskin nişancılar vasıtası ile sokakta gördükleri herkesi öldürüyordular. Ratko Miladiç komutasında 44 ay boyunca Saraybosna kuşatma altında kaldı. İçerde kalan halk aç – susuz, elektrik ve yakacakları olmadıkları halde çok zor şartlar altında kaldılar. Binlerce insan hastalık ve açlıktan öldü. Bin 600’un üzerinde çocuk katledildi.

Katledilen bu masum yavruların giydikleri giysiler, ayakkabılar, kazaklar, oynadıkları oyuncukları, öldürüldüklerinde üzerinde bulunan cüzdan ve diğer eşyaları Saraybosna savaş Tiyatrosu’nda sergilenmeye başlandı. Küçük bir Saraybosnalı kız çocuğunun hayatını kaybetmeden 2 gün önce annesine yazdığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü tebrik kartı da bulunuyor. Daha bunun gibi nice anı ve ibretlik hikâyeler sergilenmektedir. Bu sergi beklide dünyadaki en masum ve an acıklı sergidir. Burada bir trajedi ve insanlıktan çıkmış canavarların işlemiş ve işlemesinde göz yumulan bir katliamın belgeleri sergileniyor.

Dünyanın değişik bölgelerindeki Müslümanlar adeta ayağa kalktı ama yapabilecekleri pek de bir şey yoktu. Birçoğu canını ortaya koyarak Bosna Hersek’e gidip Sırp çetniklerle savaşmaya başladılar. Bir kısmı şehit oldu. Efsane komutan ve lider Aliya İzzetbegoviç tüm dünyaya seslendi.

“ Burada soykırım yapılıyor. Bize yardım edin” diye dünya’ya haykırdı.

Değişik yollardan Boşnaklara silah ve lojistik destekler gelmeye başladı. Sırp askerlerine para vererek kendi silahlarını satmaya başladılar. Bazı Sırp Çetnik komutanları rüşvet alarak yurt dışından getirilen silah ve mühimmatlar Boşnakların bulunduğu cephelere götürüldü. Bir haftada almak istedikleri şehir tam 3,5 yıl direnince Sırplar kaçmak zorunda kaldılar.

Müslüman gruplar Sırpları gittikçe işgal ettikleri topraklardan atmaya başlamıştı ki ortaya BM, NATO ve AB çıktı. Birden barış sevdalısı kesilmelere başladılar. BM, Dayton görüşmelerini başlattı. Müslümanlar daha fazla toprak elde etmemek için antlaşma bir an önce imzalandı.

Sırplar bu görüşmelerde avantaj elde etmek için stratejik öneme haiz olan Gorajda ve Srebrenitca’yı ele geçirmek için tarihin gördüğü en büyük katliamı tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleştirdiler. BM tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen Srebrenitca’ya sığınan Boşnaklar BM askerlerinin rüşvet ve iltimaslarının gölgesinde katledildiler. Günlerce sistematik işkenceden sonra herkesin gözü önünde katledilenlerin cesetleri anne ve babaları tarafından zorla toplu mezarlara gömdürdüler. Tarihe “Srebrenitca katliamı” olarak geçen bu vahşetin sözde komutanlığını yapan “kasap “ lakaplı sapık Ratko Miladiç 16 yıl saklandığı bir domuz ahırında geçen yılın Mayıs ayında yakalanmıştı.

Katil Miladiç hak ettiği cezayı alabilecek mi?

Lahey’de eski Yugoslavya için kurulan Uluslar arası savaş suçları mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkan 70 yaşındaki Miladiç, Bosna Hersek savaşında sivillere karşı suç işlemek, Srebrenitca katliamında soykırım, cinayet ve terör eylemi yapmak ve binlerce masum sivili öldürtmek gibi 11 ayrı suçlardan yargılanıyor.

Savunmasını tamamlayamadığı gerekçesini öne sürerek geçtiğimiz hafta mahkemenin 6 ay daha ertelenmesini isteyen kasap Mladiç’in isteği kabul edilmedi. Savcıların, Mladiç’in işlediği suçlarla ilgili 400’den fazla tanığın şahitliğine dayanarak hazırladıkları iddianameyi okudular. Yargılama sürecindeki aksaklıklar nedeniyle mahkeme ertelendi. Davanın ne zaman devam edeceği henüz bilinmiyor. Belirsiz bir tarihe atıldı. Normalde 29 Mayıs’ta yapılması planlanan ve delillerin sunulacağı duruşma için yeni bir tarih belirlenmedi.

Katliam iddialarını reddederken duruşmayı izleyen Bosnalı kurbanların yakınlarına dönerek boğaz kesme hareketi yaptı. Bu yaşta bile hala psikopatlık yaparak bu hareketi ile kasap Miladiç’in hala nefret dolu olduğu ve yaptıklarından pişmanlık duymadığı açıkça anlaşılıyor.

Katil Miladiç halen Hollanda’nın Lahey’deki Scheveningen hapishanesinde kalıyor. Aynı hapishanede diğer suç ortakları da var. 2008’de yakalanan bir diğer Sırp savaş suçlusu Radovan Karadziç’de yargılanmayı bekliyor. Bosna savaşının sorumlularından Slobodan Miloseviç ise 2006’da yargılanmayı beklediği hücresinde kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti.

8 bin Müslüman’ın katılı olan çetnik başı mahkemedeki tedirgin ve korkak tavırları ile dikkati çeken Mladiç mahkemeyi erteletmek için elinden geleni yaptı. Barış seven milyonlarca insan bu insan kasabının mahkemesi bir an önce karara bağlanmasını, ölmeden veya hapiste öldürülmeden önce işlemiş olduğu suçlardan suçlu bulunması ve yüzüne karşı bu suçların okunması gerekiyor.

BM’nin ve emperyalistlerin Bosna’da işledikleri suçlar

BM şemsiyesi altındaki Hollandalı askerler rüşvet ve şantajla Sırp Çentiklerin Srebrenitca’ya girmelerine izin verilerek. On binlerce masum Müslüman katledildi. Daha sonra Hollanda hükümeti utanmadan bu “katil” askerlere sözde üstün hizmet(!) belgesi verdi
Bazı fanatik Yunan Ortodoks’u terörist Hıristiyanlar Çetnik Sırplarla birlikte Müslüman Boşnaklara karşı savaştılar. Ama Yunan hükümeti terörist Hıristiyanlar için soruşturma açmayı reddetmiştir. Katil Ortodoks Yunanlıları koruyarak aslında savaş suçunu örtbas etmiştir.

NATO, BM gözetiminde Sırplara karşı hava harekâtı başlatmıştı. Soykırım sicili bozuk olan, NATO’daki Fransız subayların Hıristiyanlık duyguları (!) kabarmış, harekât planlarını Sırp Çetnik gruplarına sızdırarak ihanet etmiştir. Nedense bu katil ruhlu Fransız askerler hiçbir zaman mahkemeye çıkmadan olay ört bas edilmiştir.

Almanya ve Amerikan’ın benzer suçlar işledikleri ve hiçbirinin yargılanmadığını bildirmekte yarar vardır. Ancak unutulmamalıdır ki gün gelir her hata yapanın hesabı görülür.

Aslan Balcı – timeturk.com

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın