Sehit

Kefenler gelinliğin / Duvaklar sana doğru //Gökler, yıldızlar senin / Şafaklar sana doğru // Dallar senden yanadır / Yapraklar sana doğru // Fatihalar sanadır / Adaklar sana doğru // Gözler türbene çevrik / Dudaklar sana doğru // Başlar önünde eğik / Bayraklar sana doğru”

Bu dizelerin harfleri Ayhan İnal’ın kaleminden çıkmış bir yazı olarak görülebilir ama sesi ve manası bütün Türk milletinin yüreğinden coşar. Çünkü şehitten bahseder ve ucu kelime-i şahadete çıkar. Şehit ki adı anılınca diller faziletini sıralamakta lal kalır, şehit ki tebessüm ile gider de geriye bir melal kalır. Toprağın bağrında şerefle şanla durur şehit, onurlu bir insanlık sicili gibi; tarihin kalbine vurur şehit, tevhit nurunun yalımı gibi, dili gibi. Kuru çöllere düşen bir damla sudur şehit; göz gözü görmeyen yorgunluklarda yağmur uykusudur şehit. Maveradan esenlik düşürür ruh iklimine, sadakat için vatan uğruna ettiği yeminine… Şehit, Allah katında diri olandır, Şehit çokluktan kurtulup Bir’i bulandır. Her şeyi çürüten topraklar, şehidi can diye saklar. Her şeyi yok edecek olan Sûr, şehidi emanet gibi korur.

Harfsiz ve kelimesiz konuşur şehit, jestsiz ve mimiksizdir sözü; melekleri imrendirecek güzellikte masum ve nurludur yüzü. Sevenlerinin gözyaşlarıdır düşüren alınlarına nuru, kavrulan yüreklerin ateşidir geride kalanların gururu. Şehitler ki, kanlı gömlekleriyle semaların parlayan kızıl gülleridir; şehitler ki vatan aşkına can veren mavera bülbülleridir. Tertemiz alnından vurulmuş yatarken çorak topraklarımıza rahmet damlaları düşürendir onlar; ruhları dirilten, toprağı bereketlendiren, ölümde hayat bulup yeşerendir onlar. Şehit, kutlu sevdaları yüreğiyle tartmış bir bahadır; şehit, can terazisinde meleklerle tartılır bî-bahadır. Yürekleri yüreklerden daha özel, gittiği yer terk ettiğinden daha güzel… Her kelimesi tevhit nuruyla dolan, yiğitliği kat kat semalarda yankı bulan… İtirazsız, tereddütsüz, bedelsiz bir teslimiyet; riyasız, kibirsiz, kedersiz bir samimiyet… Allah yolunda canıyla mücahede edendir o; Allah gel deyince koşarak gidenler o… Tercihi öteden yana yapıp dünyayı terk edenlerdendir, güzelden güzel atlara binip en önce gidenlerdendir… Kalbi İlahi sevgiden aydınlanıp itaatini korumuşlardan; dünyayı fani bilip ebedi aleme yürümüşlerden…

Ey şehid!.. Sen gülerken biz sana ağlayacağız elbette… Sen Rab ile şen, biz yürek dağlayacağız elbette… Sen bahtiyar, biz yasta; sen hayatsın biz hasta… Senin nişanın yüzündeki izdendir; seni şehit eden hata bizdendir… Sen ölmedin, bizleriz ölen; giden hayat bulur da ölür geride kalan… Ey şehit, ağlıyorsam sana hasretimden değil seni kıskandığımdandır; sen Hak katında bahtiyarsın diye sevinirken çaresizliğime yandığımdandır. Bil ki ey şehit, yurdum senden iyisini ne gördü ne görecek; bil ki ey şehit, vatan seni emanet diye ta kalbine gömecek. Işık oldun sen tarihe ve yiğitliği bize miras bıraktın; nura döndü çehren de maveradan maveraya kahramanca aktın… Melekler Arş’tan inmekte tebrik için canını; ipek kanatlar okşamakta can verdiğin zamanı. Seni andıkça aşka gelir kainat ve yer sarsılır; zalimlerin rağmına gönüller coşar, diller zikre dalar baş secdeye varır.

Ey şehit!.. Güzel yurdumun ak sabahlarını karartan zalimlere karşı duruşundan; ve imanla dolu kalbinin her vuruşundan sonra, bir tarih, belki efsane oldun, yüceldin ve Arş’a yükseldin… Yücelerden yüce olan Arş’a… Sen ülkemin zorluklarında umutları yeşertip de gittin, insanlık tarlasına yiğitlik tohumları ekip de gittin… Sen olmasaydın kurulamazdı köprüler yüreklerimizde, sen olmasaydın bunca güç bulunmazdı bileklerimizde… Sen ey medeniyet bozkırlarında açan çiçek, sen ey hain pusulara düşürülmüş masum kelebek… “Kefenler gelinliğin / Duvaklar sana doğru //Gökler, yıldızlar senin / Şafaklar sana doğru // Dallar senden yanadır / Yapraklar sana doğru // Fatihalar sanadır / Adaklar sana doğru // Gözler türbene çevrik / Dudaklar sana doğru // Başlar önünde eğik / Bayraklar sana doğru.

 

İskender Pala

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın