Hatanı Kabul Et Reis

hatani-kabul-et-reis
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a içten bir sitem

Kaç seçimdir seni seviyoruz diye, dolaylı olarak; Pensilvanya’yı, kendilerinden başka tüm cemaat ve tarikatlere laf atan insanları desteklemek zorunda kalıyoruz. Artık bunu yapmayız reis.
Meydanlarda cemaate açıkça savaş açtın reis. Biz de seni destekledik. Paralel yapı dedin, yargıda çöreklenmiş örgüt dedin. Seni ölesiye destekledik. Destekliyoruz. Çocuklarımızı dershanelerden aldık, gazete aboneliğimizi iptal ettik, himmetleri kestik.

Yetmedi, 30 Martta gidip oyumuzu senin partine vereceğiz. Bir kez daha vereceğiz. Bu sefer de vereceğiz. Fakat söyleyecek bir çift de sözümüz var. Az bi dinle kurban olayım.

Hatanı kabul et.

Meydanlarda dilediğin kadar bağır, yazarlar diledikleri kadar müthiş iddialar yayınlasınlar, paralel de, örgüt de, Pensilvanya’ya dilediğin mesajı gönder; sesin ne kadar gür çıkarsa çıksın reis, bu senin 2002-2012 arasındaki o müthiş günahını (hesap hatanı) bastırmaya yetmeyecek.

Neden bu adamlarla iş tuttun reis? 90’lı yıllarda senin yetiştiğin atmosferde, MGV’de vesairede bu adamların senin gibilere tutumu belliydi; seni yetiştiren adama karşı, Erbakan’a karşı bu adamların tutumu belliydi; 28 Şubat darbesinde bu adamların tutumu belliydi. Bu adamların kendilerinden başkasını “müslüman” dahi görmeyen arızalı din anlayışları belliydi. Onları yargıya sen soktun, ellerinle. Üniversitelere… Polis teşkilatına… TRT’ye… Eğitim işini onlara verdin. Güneydoğu’da açılımın metafizik arka planını yönetme işini onlara verdin, Ergenekon ihalesini onlara verdin. Ergenekon gibi tarihi bir davayı sulandırıp kendi emelleri için kullandı bu adamlar. Göz yumdun reis. Suçluların yanında suçsuzları da paket ettiler, insanları Zaman Gazetesi’nin birinci sayfasının eteklerindeki küçük haberlerle yaktılar, görmezden geldin.

Garabet Türkçe olimpiyatlarına son gittiğinde takvimler 2013’tü… Hakan Fidan’a operasyon yapılalı bir sene olmuştu, Gezi alev alev yanıyordu ve bu adamlar o zaman da karanlık işlerin içindeydiler. Ama sen gidip o olimpiyatlara katıldın. Taa düne kadar Ekrem Dumanlı senin uçağından inmiyordu reis. Hiç kimseye güvenmediğin kadar güvendin bu adamlara.

Fikirlerini belki de arkaik bulduğun eski arkadaşların Milli Görüşçüler kenarda mahzun mahzun bekliyorlardı, onlarla iş tutmadın; kitlesel olarak sayıları azdı belki ama onlarca cemaat, tarikat açıktan küstü sana, onlarla iş tutmadın; eski ülkücüler/yeni ülkücüler ya evrilerek ufak işlerin ucundan tuttular, ya bütünüyle dışarıda kalıp küstüler; onlarla iş tutmadın; liyakat sahibi insaflı solcularla bile iş tutmadın. Onlar bile mahzunlaştılar.

Sen birlikte yürümek için kendine “eğitimli ama cahil” bu kitleyi seçtin. Kariyerist, ben merkezci bu kitleyi seçtin sen. Sayıları seni sarhoş etti, kabul et reis. “Çok” olanı tercih ettin. Mensup sayıları, dershaneleri, gazete tirajları seni çok etkiledi. Büyülendin. Senin has adamına Hakan Fidan’a saldırdı bunlar, hala ilişkiyi sıcak tuttun. Herkes küstü sana reis.

Ama bak, sana tekme tokat girişince birileri işte o küstürdüğün kitleler sahip çıkıyor sana. Bu cemaatin göz kamaştıran yapısına tıpkı senin gibi aldanıp hop orada hop burada takılan 10 yıldır yanından ayırmadığın liberaller bile saf değiştirdi.

1 Nisan’da olay farklı olur bilesin.

Bu seçimde sana verilen destek aslında devlet-i aliyeye verilen destektir. Bu ülkenin 1000 yıllık tarihine verilen destektir. Türkiye’nin yeniden şahlanışına verilen destektir. Davutoğlu’nun, Nabi Avcı’nın, Hakan Fidan’ın ve bizzat senin temsil ettiğin değerlere verilen destektir. Seni ilk günde satıp yüz üstü bırakan TOKİ’nin mimarına verilen destek değildir, büyük kalkınma hamlesine verilen destek değildir. Güçlü isithbarat teşkilatına verilen destektir, ama sınavlarında her seferinde şaibe dolaşan polis teşkilatına verilen destek değildir. Somali’ye Tanzanya’ya Sudan’a Gazze’ye altın harflerle vurulan TIKA damgasına verilen destektir reis, Sabah gazetesine verilen destek değildir.

Bilmem kaç seçimdir sana %50’ler seviyesinde oy vermiş vatan evlatları için bu seçim farklı. Arkanda sımsıkı saf tutacaklar emin olabilirsin. Sana atılan yumruğun hesabı sandıkta sorulacak. Hiç şüphen olmasın. Fakat bir de şunu dinle kurban olayım…

Kalkınmacı İslamcılık Necmettin Erbakan’ın mirasıydı. Senin projen değildi. Bunu sen başardın. Allah razı olsun. Artık yollarımız, hızlı trenlerimiz var. Ne mutlu bize. Hatta bu projeyi Abdülhamid Han’a kadar götürebilirsin belki. Ona da ses etmem.

Ama kalkınmacı İslamcılığın sonu geldi reis. 11 yıldır erdem ve haysiyet fışkıran sinema filmleri çekilmemiş, tüm hinterlandımıza yayılmış büyük şairlerimiz çıkmamış, 15 kanallı TRT’den onca gazeteden medya kuruluşundan 15 tane yeni gazeteci çıkmamış, gelenekle bağımız tarumar olmuş, 80’ler İslamcılığının kalıntılarıyla köksüz İslamcılık almış başını gitmiş; belediye meclislerinde imar planları talan edilmiş, 300 bin konut yapılırken 3 tane mimari vizyon gelişmemiş. Seni onca seviyoruz diye artık bunlara katlanamayız.

Böyle mi olmalıydı? Liyakate verilen değer sıfır. Sen almış başını gitmişsin; Çinden Orta Doğu’ya; Afrika’dan Avrupa’ya kadar Ulubatlı Hasan misali takılırken, senin gücünden beslenen yavşaklar Ankara’da bürokrasi koridorlarında geleneğimizin içine etmişler.
Biz 30 Martta seni ölesiye destekleyeceğiz. Balıkesir’de, Kayseri’de, Bursa’da, Trabzon’da, Ordu’da alelacele seçilen başkan adaylarına, hala cemaatin esiri olmuş listelere rağmen seni destekleyeceğiz.

Hsyk düzenlemesiymiş, yargıda poliste temizlikmiş, bunlar bize yetmez. artık liyakat ve sadakati kurumsallaştırmazsan arkanda bunca büyük kitleyi bulamazsın. TRT’yi de temizlemezsen, imar planlarına da el atmazsan, küskün tarikat ve cemaatlere de el uzatmazsan devletimizin karşı karşıya kalacağı başka bir tehditte savaşçımız sen olmazsın. Seni ne kadar seversek sevelim, bizi senin yüzünden arkanda iş çeviren adamları desteklemek zorunda bırakamazsın bir kez daha.

Kaç seçimdir seni seviyoruz diye, dolaylı olarak; Pensilvanya’yı, kendilerinden başka tüm cemaat ve tarikatlere, geçmişimize, Erbakan’a, Yazıcıoğlu’na, başörtümüze laf atan cemaatçileri desteklemek zorunda kalıyoruz. Artık bunu yapmayız reis.

Sana olan sevgimizi artık sınama. Uçağına binen gazetecilerin yarısı çöp. Gücünü zerre miktar kaybetsen arkandan hançerleyecekler seni, bu kez Pensilvanya diye kılıç da sallayamayacaksın. Uçağına binen iş adamlarına da dikkat et. Oy oranlarına aç kurtlar gibi göz dikmişler. Hele bi güçten düş, sürüyü ilk onlar terk edecekler. “Benim” sandığın gazeteler televizyonlar seni değil gücünü seviyorlar. Bir kez daha senin yüzünden onları tepemize çıkarmayız bilesin.

Güçlü yöneticiyi seviyoruz biz. Bu ülkeyi sevdiğimiz için seviyoruz. Ama haşhaşiler bir değil. Bugün birini temizledin yarın bir başkasını temizlemek için bize gelme.

Yazar: Kulağı Delik

Yunus Emre

﷽ Kul | Bosna Sevdalısı | Silahsız Muhafız | #Diriliş

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın