Yunus Emre Güleç

‘Bahar bir çiçekle başlar!..’

Zihnimin kıvrımları arasında duran ve olur olmaz zamanlarda aklıma düşen iki fotoğraf var.

Birisini gazetenin arşivinde görmüş ve çoğalttırmıştım; diğeri bir dostun hediyesi…

Fotoğraflardan birisi, -ki muhtemelen Konya’da ve yine muhtemelen 70’li yılların başında çekilmiş olmalı-, Erbakan Hoca’yı, bir lokantada Milli Görüş’ü, davasını, ideallerini anlatırken gösteriyor…

Lokantada, hepi topu on ya da on beş kişiye konuşan Erbakan Hoca… Continue reading…

Selamet… Fazilet… Saadet… Cennet?

Bugün bir çok yazarın gündeminde yine Erbkan Hoca var. Bir kısmı anısını bir kısmı ise özelliklerini sıralıyor. Çoğu içtenlikle kaleme alınmış yazılar. Bunlardan en ilginç başlığı ise Can Dündar atmış: ‘Selamet… Fazilet… Saadet… Cennet?’

Can Dündar:

“41’inde evlendi; 42’sinde baba oldu, 70’inde Başbakan koltuğuna oturdu. Hep geç kaldığı ve dışlandığı halde, her devrilişinde inatla yerden kalkıp en baştan başlamayı bildi.
Sapması olmayan, kesintili bir yol çizgisi gibiydi hayatı:
Selamet… Fazilet… Saadet… Cennet? devamı için Continue reading…

Seni Seviyoruz Savunan Adam…

Gazeteci yazar Ahmet Taşgetiren’in 27 Kasım 1997’de köşesinde ‘Seni Seviyoruz Savunan Adam…’ adlı yazısı dün vefat eden Erbakan’ın hayatını en iyi anlatan yazı olarak arşivlerdeki yerini aldı..

İşte Taşgetiren’in o yazısı ve Ahmet Hakan’ın sesinden,

(İstanbul, 20 Kasım 1997)

“Genç adam seher vakti kalktı. Gecenin derinliği her yerde hissediliyordu. Abdest aldı. İki rekat namaz kıldı. Yasin-i Şerifi okudu. Sonra dua etti.

“Rabbim, dedi, onun göğsüne inşirah ver, göğsünü genişlet… işini kolaylaştır. Dilindeki düğümü çöz, ta ki sözleri doğru anlasınlar.” O güne kadar pek kere eleştirmişti. Zaman zaman “Acaba gerçekten samimi mi?yoksa…” diye sorular ve ihtimaller arasında bocaladığı bile olmuştu. Ama işte şu tercih noktasında aklına duadan ve muhabbetten başka bir şey gelmiyordu. Continue reading…

İnna Lillahi ve İnna İleyhi Raciun

Ruhun Şad Olsun Aziz Hocam..!

Gözyaşlarına boğulduğum şu an, kelimelerin boğazıma tıkandığı, yüreğimin kana bulandığı bir hal üzere, titreyen parmaklarımla üç beş satır yazmak istedim ama bunu da başaramayacağım.

Doğduğun güne,

Yaşadığın güne

Ve Mele-i Ala’ya hicret ettiğin güne selam olsun hocam..!

Dünya emperyalistlerine ve siyonistlerine karşı hakkın bayrağını kaldıran yürüyüşüne, kükreyen feryadına, tertemiz yüreğine, tağutların, zorbaların, diktaların bükemediği bileğine selam olsun hocam..!

Kudüs’e bakan gözlerine, ümmete mihriban olan şefkatine, İslam’a siper olan sinene selam olsun hocam…!

Daha dün söylemiştim; “hocamızın en büyük arzusu Kudüs’ü özgür görmektir” diye. Sevdandı Kudüs, kavgandı Kudüs, davandı Kudüs!

Özgür Kudüs’ten seni selamlayacağız hocam..!

Dert dolu sinenle yürüdün Rabbine…

“Ey mutmain olan nefis! Allah senden razı, sen Allah’tan razı dön Rabbine” emrine Lebbeyk deyip uçtun salih kulların arasına!

Bizi yetim bırakıp gittin hocam…!

Minnettardır sana pak yürekler, ümmet gama bulandı, bu ümmet seni unutmayacak hocam…!

Hakkını helal et, ey ümmetin salih ve mücahid lideri, bize yine ağlamak düştü. Varsın aka dursun gözyaşlarımız, kalbimizdesin, önümüzdesin, ışığımızsın hocam…

Ya Rabbi, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl…

Nurettin Şirin Milli Gazete

Libya’da duymadıklarınız

Ortadoğu’da meydana gelen halk ayaklanmaları konusunda, Türkiye’de köşeleri tutmuş bazıları soğuk savaş döneminin bilgileri ve Batı mantığı çerçevesinde yorumlar yapıyor. Bunlar bölgedeki mevcut gerçeklerden uzaklar ve söyledikleri doğru bilgiye dayanmıyor. Alakasız yorum ve değerlendirme yapanların bir kısmı da Batı medyasında yayınlananlardan esinlenerek yazıyor veya söylüyor. Continue reading…

Arap dünyasında önlenemeyen değişimin sebepleri

“Ülkelerde değişim ve devrimler bazı gizli ellerin yönlendirmesi sonucu gerçekleşir. Dünyadaki siyasi güç dengeleri çerçevesinde halk hareketleri hazırlanır ve zamanı geldiğinde harekete geçirilir”.

Dünyanın her hangi bir ülkesinde gerçekleşen bir değişim veya darbe için hep bu iddialar ileri sürülür. Despotik yönetimlere rağmen halkın kendi kendine örgütlenip harekete geçmesine ise ihtimal verilmez. Siyaset bilimcileri bu olayı “düğmeye basılarak harekete geçirilen bir iş makinesi”ne benzetirler.

Bazı istisnalar olsa da genelde şimdiye kadarki isyanlar, ihtilaller, devrimler ve karşı devrimlerin hep bu anlayış içinde gerçekleştiği kabul edilir. Continue reading…

Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Her şey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar bir şey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı. Continue reading…

Şubat ayı Şehitlerin ayı!

Dunyabizim.com yazarlarından Cengiz Yalçınkaya’ın kaleme aldığı güzel bir yazı… Umarım siz de beğenerek okursunuz. Şehidlerden de bahsetmişken onları yad ederken bir fatiha okurken Şehid Hasan Kardeşimi de dualarınızdan eksik etmeyin…

Bu ayın akıllarımızda yer edeceği bir özelliği bir çok şehidin şehadetinin bu ay içerisinde gerçekleşmiş olması..

Şehitlerin Allah katındaki önemini hepimiz az biraz biliriz. Nitekim Allah,Bakara Suresi’nin 154. ayetinde “Allah yolunda öldürülenlerlere ölüler demeyin. Onlar diridirler fakat siz sezemezsiniz.” buyuruyor. İman sahipleri bilirler ki ölüm bir yok oluş değil,Allah yolunda şehadeti yeni ve sonsuz bir hayatın başlangıcı olarak görürler. Müslüman için Allah yolunda şehadetten daha kutsal başka bir şey olabilir mi? İşte Şubat ayında şahadete erişen güzel insanlardan bir kısmı:

Continue reading…

Tunus intifadasının zihnime düşürdükleri…

Timeturk.com yazarı Abdulaziz Tantik’in Tunus’a dair yazısı…

Siyasal yazılara ara verme kararlılığımı Tunus ile başlayan ve şimdilerde Mısır ile devam eden halk ayaklanmaları ara verdirmek zorunda bıraktı. Çünkü bu yaşanılan şeyler üzerine tanıklığımı dile getirmezsem kendi adıma bir sorun oluşturacağını düşündüm…

Arka arkaya patlayan flaşlar misali son bir iki ayda yeni durumlar oluşturuluyor. Tunus intifadası başlıyor, ardından Rusya da patlamalar canlar alıyor. Türkiye de içinde Hizbullahçılar diye bilinen grupta olmak üzere uzun süredir hapishanede olanlar serbest kalacak bir hukuksal durumla karşı karşıya kalıyorlar ve bu aşağı yukarı altı yıl önceden hazırlanan bir hukuksal metin sayesinde oluyor. Ardından Lübnan hareketleniyor ve hükümet Hizbullah’ın geri çekilmesi ile neticeleniyor. Continue reading…